Hüü Dost.. !

Sen çıkınca aradan, kalır seni yaradan

SON YAZI: Tanrı herşeye seyirci midir? Kategori:YAZILARIM

MEVLANA'NIN DİLİNDEN HZ. ALİ ("NA'AT-I ALİ") - bektaşilik - Blogcu



bektaşilik

2/10/2006

MEVLANA'NIN DİLİNDEN HZ. ALİ ("NA'AT-I ALİ")

Kategori: MEVLANA

 

O açıklayıcı imam, o Tanrı velisi safa ehlinin vücut güneşidir. Yerde, gökte, mekanda, zamanda Hak'la duran o imamın zatı, iç ve dış temizliği ile vasıflanmak vaciptir. Çünkü küfürden, ikiyüzlülükten kurtulmuştur, temizdir...

 

Onun toprağı birlik alemidir. O, insanın hakikati ve canı gibiydi. Herşey fanidir, fakat can yaşar, ölmez. Onun hareketi kendinden diri olan ezeli varlıktandır. Beka çevresinde döner dolaşır, yaratıkları yaratanın zatı gibi O bakidir. Hakkın yüksek sıfatları Ali'nin vasfıdır. Hakk'ın sıfatları zaten ayrı değildir. O, Tanrı'nın zatına yapışmış "O" olmuştur. Hani duyduğun lahutun gizli hazinesi yok mu; işte o odur. Çünkü o, Hak'tan Hak'la görünmüştür. O hazinenin nakdi, tükenmez ilimdi. İşte o ilimden maksat, yüce Ali'dir. Hakkın hikmetini ondan başka kimse bilemez. Zira o hakimdir, herşeyin bilginidir.


İptidasız evvel o idi, sonsuz ahir de o olur. Peygamberlere yardım eden o idi, velilerin gören gözü de hakikaten odur. Yüzünün nurlu parıltısı, kendi ziyasından bir güneş yarattı. O, Hak iledir; Hak ondan görünür. Hakka ki, o Hak ile ebedidir.


Ademin toprağı onun nurundan idi, o sebeple meleklerin tacı oldu; Allahın isimleri ondan belirdi. O temiz ve yüce imamın ilmi sayesinde Adem, herşeyi anladı. O nur tek olan yaratanın nuru olduğu içindir ki, melekler onun huzurunda secde ettiler. Evet, muhakkak ki, Adem, O imamın nuru ile bütün ilahi isimleri bildi...


Şit, kendinde Ali'nin nurunu gördü ve yüksek alemi öğrendi. Nuh, kendini yüksek menzile ulaştırıncaya kadar, istediğini hep ondan buldu. Gene ondandır ki kurtuluşa eren Nuh, dehirde gayret tufanını buldu da beladan kurtulmuş oldu. Halil peygamber, dostlukla onu andı da, ateş ona al lale oldu. Nemrudun ateşi, o Allahın dostuna hep gül, nesrin, lale oldu. Gene o idi ki, keyfiyle kendi koyununu İsmail'e kurban etti. Yusuf kuyuda onu andı da, o saltanat mülkünü süsleyen tahtı buldu. Yakup, onun önünde birçok inledi de Yusuf'un kokusunu alıp gözleri açıldı. İmran'ın oğlu Musa, onun nurunu gördü de uzun geceler hayran kaldı. Kırk gece kendinden geçti; kavuşma ve görüşme zevkine daldı. Sonra dedi ki: "Yarabbi! Bana bu lutfundan bir alamet ver." Hak ona: "İşte sana nurlu eli verdim" dedi. Gene Ali'nin vergisidir ki, Meryem'e arkadaş oldu da İsa vücuda geldi...


O, şeriatte ilim şehrinin kapısıdır. Hakikatte ise iki cihanın beyidir. İki cihanın sultanı Muhammed, hakka yakınlık gecesinde, Allaha kavuşmanın harem yerinde onun sırrını gördü. Ali'nin nutkunu, Ali'den dinledi. Ali ile birleşilen o yerde Ali'den başka bulunmaz.(1)


Allah yolunda gidenler isteyicidirler; Ali istenilendir. Söyleyenler söylerler, susarlar. O, susmaz, söyler. Ebedi ilim, onun göğsünde parlayıp göründü. Vahyolunanların sırlarını, o hakikat olarak bildi ve bildirdi. Ümmetlere haykırdı:

 

-Allah yolunda Ali, sizin kılavuzunuzdur.


Allah'a içi doğru olanlar yüzlerini ona çevirmişlerdir. Zira o şahtır, doğru yolu gösterendir, efendidir...

 

O, bütün peygamberlerin sırrında idi. Cenabı Mustafa:

-Benimle açıkça beraber bulundu, dedi.(2)


Dinde evvel, ahır o idi. Allah ile içli dışlı o idi...


İşte bunları söyledim ki, bu yüksek mananın nüktesini öğrenesin de yüksek velayete eresin. Sence apaçık bilinsin ki, hakikatte yüce olan O'dur.


Ey efendi, benimle boşuna kavga etme. Bu böyledir. Hakikat budur ki, hepimiz bir zerreyiz, güneş odur. Biz hepimiz damlayız, deniz O'dur.


(1) Çünkü Tanrı Kur'an'da kendini Ali diye vasfediyor.
(2) "Tanrı Ali'yi her paygambere gizli gönderdi, benimle ise açık gönderdi" hadis-i şerifinden alınmıştır.

 

Kaynak: Divan-ı Kebir'den Seçme Şiirler, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları 1148, Cilt I, s. 3-4-5 (1989, İstanbul)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2006-11-07 20:04:14
    Konu: ,,,
    Bana dogru namaz kılma
    Namaz gözüm görmez benim
    İnsan için el verende
    Orda gözüm vardır benim

    Lütfeyleyip oruç tutma
    Oruç nedir bilmez benim
    Dostluk için bel verende
    Seni bilip, gören benim

    Hacc'a gidip evim sorma
    Hacc'ta evim yoktur benim
    Dost evinde gül bulanda
    Orda vardır yerim benim

    Zekat verip beni anma
    Hesap kitap bilmez benim
    Aç görüpte, kol saranda
    Onda elim vardır benim

    Kendi dinin övüp kanma
    Başka dine sövüp sayma
    Özde beni buldun sanma
    Onda yargı, hüküm benim

    Kafir deyip sille vurma
    Kim hakk için gezmiş sorma
    İnsan itip, bana dönme
    Cümle cemi bilen benim

    Komşun açken sen tok yatma
    Hakk deyipte yatıp kalkma
    Umut edip cennet sorma
    Dünya evim cennet benim

    Beni tutup, bilmi yerme
    Bilim, irfan, alim benim
    Adım verip, bilme kızma
    Bilme deger veren benim

    Durhani'yem görmez gözüm
    O var ise vardır yüzüm
    Tanrı ile birdir özüm
    Söz söyleyen tanrı benim

    Bağlantı »

Yorum yaz!

« ÖncekiSonraki »
e-posta