Hüü Dost.. !

Sen çıkınca aradan, kalır seni yaradan

SON YAZI: Tanrı herşeye seyirci midir? Kategori:YAZILARIM

Ek Açıklama : - bektaşilik - Blogcu



bektaşilik

4/10/2006

Ek Açıklama :

İlkin şunu belirtmek isterim ki herkesin düşüncesine, olaylara bakış açısına sonsuz saygı duymak gerekir. Bu çağda sadece mucize arayıp onlardan medet ummak saçma olacağı gibi akıl ve ilmi rehber edinmemek de en büyük cahillik olacaktır.

Yalnız bir şeyi birbirine karıştırmamak gerekir, fiziki (somut) alem başkadır ruh (soyut) alem başka. Yaşadığın bir olayı "formül"e dökmek istersen kitaplardan öğreneceğin "bilim"e ihtiyaç duyabilirsin ancak onu kalp gözüyle görmek istersen ilkin içinde "aşk"ı bulmalısın. Mesela, şu kainatı uzaydan seyretme imkanı sana verilseydi şayet yüreğinde o zaman belirecek olan duygu "aşk" mı olurdu yoksa sadece "geometri" mi?

 

Boşuna söylenmemiştir ki aradığın ne ise seni bekleyen de o dur. Kuşkusuz “bilim” vazgeçilmez bir öneme sahiptir ancak herkes bu hayatta profesörlük mertebesine ulaşacak diye de bir kaide yoktur. Bundan belki de daha mühim olanı insanın son nefesine kadar kamillik mertebesinde ne düzeyde yol katedebildiğidir. Kendi iç alemini mana zincirine dökmeden, izahatı dış alemin formülasyonlarına bırakan bir kişi ağırlığından yoksunlaşır.    

Bu alemde her şey kendini tersi ile var ediyor. İnsan ruh aleminde erdiği kamillikle fiziki alemde sultan kesilir, fiziki alemden aldığı bilgiyle ruh aleminde hakka yürür, onda birleşir. Bu alemlerden birini yitirense ya dış dünyada gittikçe maddeleşir, acımasız olur ya da kendi iç deryasına daldıkça nefessiz kalıp boğulur. "Ruh" ve "beden" insan terazisinin iki ayrı kefesi olup kendi yolunda düşmemek için dengede durmasını bilmek gerekir.   

Tarihe bakarsak şayet, bir işaret ya da ad konulmayıp da günümüze kadar kalabilen hiçbir şey yoktur. Varlığın aslı çıplaktır ki bilimin derdi mümkün olduğunca bu çıplaklığı resmetmektir. İşaret olarak görülense "mana" olup yapılan tüm tasvirlere anlam katmakta, ona kendi yedi renginden birini vermektedir. Sen işaretten öte bir taş deyip geçersin ki taş demek dile kolaydır. Bilim dediğin de şu cihana hepsi toprak taş der, oysa hak aşığı bir can ne der, "gerçekler" uğruna dinmez gözümden akan yaş der.

Amacımız, kimilerinin ilahi işaret diye daha önceden verdikleri örnekler gibi ne yumurta gibi tavada pişip yene ne de bulut olup uçup gide, ermişlerimizden bize yadigar kalan o kutsal topraklarda tam da bir mana, işaret arayışı içindeyken kayalıklarda görülen cemali tüm canlarla paylaşmak, bu hususta tebliğ görevimizi yerine getirmektir.

Bizim asıl derdimiz o dur ki; işi formüle dökmek isteyen can gitsin taşları ölçüp, tam da o niyetle o an o açıdan bakma olasılığını hesaplasın, ancak hakka dair bir işaret bulmak isteyen can bir tek gönül gözüyle baksın, içinde küçük de olsa bir “aşk” kıvılcımı yaksın. Tıpkı günümüzden iki yüz yıl önce yaşamış bir Bektaşi aşığı olan Aşık Veli’nin bir deyişinde söylediği gibi;

“Veli'm eyder cünbüş verir cüş verir,
Yine ay gün resminde taş verir,
On'ki imam yollarına baş verir,
Kulları var Hacı Bektaş Veli'nin.”

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: filiz atalay | Tarih: 2006-10-21 10:30:04
    Konu: tebrikler
    okadar güzel anlatmışsınızki herşeyi sadece katılmak ve sitenizi tebrik etmek istedim.takipciniz olucam.

    Bağlantı »

Yorum yaz!

« ÖncekiSonraki »
e-posta