Hüü Dost.. !

Sen çıkınca aradan, kalır seni yaradan

SON YAZI: Tanrı herşeye seyirci midir? Kategori:YAZILARIM

"Birimiz Kırk, Kırkımız Birdir Bizim" - bektaşilik - Blogcu



bektaşilik

2/10/2006

"Birimiz Kırk, Kırkımız Birdir Bizim"

Kategori: TEMEL BILGILER

Hubble teleskopu ile uzaydan çekilmiş fotoğrafları incelerken dikkatimi çeken bu görüntüde bir aslan sureti belirmekte. 

Kırklar Cemi, Alevi Bektaşi ibadetinin esası olarak kabul edilen Cem ve Semah döneminin mitolojik kaynağı varsayılmaktadır. Bu efsanevi anlatım; katı, kuralcı, şekilci ibadet biçimi olan İslam'ın Sünni (Hanefi, Şafii v.s.) yorumuna karşı alternatif bir ibadet biçimidir. Anlatımda geçen birçok öğe ve verilen mesaj Alevi dünya görüşünün kaynağı sayılır. "BİRİMİZ KIRK KIRKIMIZ BİRDİR BİZİM.." 

Kaynaklara göre, "Hz. Muhammet, atı Burak ile bir gece Mirac'a çıkar. Cenab-I Hak ile 90 bin kelam konuşur. Bunun 30 bini sırrı hakikat olup Hz. Ali'de kalır. Miraç'ta Hz. Muhammet'e; süt, bal ve elma verildiği rivayet edilir. Bal aşka, süt sevgiye elma ise dostluğa işaret eder. Muhammet, Mirac'a çıkarken yoluna bir kükremiş aslan çıkar. Aslan yolunu keser. Gaipten bir ses (nida) gelir. "Parmağındaki yüzüğü aslanın ağzına atması" istenir. Muhammet böyle yapar aslan sakinleşir, yoluna devam eder. Muhammet, Cenab-I Hak ile görüştükten sonra şehre döner. Yolda bir dergâha rastlar. Merak edip gidip kapısını çalar. İçerdeki ses; "Kimsiniz?" der. Muhammet ise; "Ben peygamberim içeriye girmek istiyorum" der. Kapı açılmadan içerden gelen ses; "Peygamberliğini git ümmetine yap. Bizim aramıza peygamber sığmaz" der. Hz. Muhammet kapıdan ayrılıp yürümeye başlayınca gaipten gelen ses ayrılmamasını kapıyı yeniden çalmasını ama yanıtı farklı vermesini söyler. Muhammet yine kapıyı çalar: İçerden yine; "Kimsiniz" diye sorulur. Bu kez Hz. Muhammet; "Bende sizden biriyim. Bir insanım. Sizi görmek istedim" der. Bu yanıttan sonra kapı açılır. Muhammet içeri alınır. İçerden "Hoşgeldin sefa getirdin, uğur getirdin" diyerek karşılarlar. Hz. Muhammet içerde oluşmuş bir meclis görür. Hatta sayımını da içinden yapar. Tam 39 kişi vardır. Üstelik bu meclis kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Bunların 22'si erkek 17'si kadındır. Muhammet' yer gösterilir. O'da gösterilen yere oturur. Hz. Ali'de meclistedir. Muhammet tesadüfen Ali'nin yanına oturur. Hz. Muhammet sorar. "Size kimler denir?" der. "Bize Kırklar denir" diye yanıt alır. "Ama burada 39 kişi saydım" der. "Selman-ı Pak Can Parstadır"denir. "Peki sizin ulunuz, büyüğünüz, küçüğünüz kim" diye sorar Hz. Muhammet. Gelen yanıt şöyle olur: "Bizim küçüğümüz, büyüğümüz yoktur. Küçüğümüz de uludur, büyüğümüz de uludur. Birimiz kırkımız, kırkımız birimizdir" denir.  

Bunun üstüne Muhammet meclisten bunu kendilerine kanıtlamalarını söyler. O sırada Ali kolunu uzatır ve gömleğini sıyırır. İçlerinden biri "destur" diyerek bıçağın ucu ile kolunu hafif kanatır. Kolundan bir damla kan akar. Onu, her can'ın kolundan birer damla kanın gelmesi izler. 40. canın bir damla kanı da pencereden içeri gelir. Bu ise Selman-ı Pak'ın kanıdır. Sonra Hz. Ali kolunu bağlar, hepsinin kanaması durur. Selman-ı Pak, Parstan dönüşte bir üzüm tanesi getirir. O'nu Hz. Muhammet'e verir ve bölüştürmesini ister. Muhammet erilen kapta üzüm tanesini ezer, çıkan dem meclisteki kadın-erkek canlara dağıtılır. Kırklar üzüm suyunu içerler. Hep birlikte mest olurlar. "Ya Allah" deyip semah dönerler. Hz. Muhammet'te onlara katılır. Büyük bir coşku ile vecd halinde semah dönülürken Hz. Muhammet'in başından sarığı (imamesi) düşer. Kırk parçaya bölünür. Kırklar parçaları bellerine bağlarlar, kemerbest olurlar. Hz. Muhammet, Kırklar Meclisi'ne pirlerini sorar. "Pirimiz Ali'dir" derler. Böylece, Hz. Muhammet, Ali'nin de orada olduğunu öğrenmiş olur. Ali, Hz. Muhammet'in yanına gelir. Hz. Muhammet Ali'nin parmağında, Mirac'a giderken "aslana" verdiği yüzüğü (hatemi) görür. Ali'ye sarılır, O'nu bağrına basar." 

  Alevi inancında; kadın ve erkek canlardan oluşan Kırklar Cemi'nin tayin edici önemi vardır. Anadolu Aleviliği'nin inanç temellerinin, yaşam biçiminin, dünya görüşünün, felsefesinin kökleri bu söylencede aranmalıdır. Kadın ve erkek canlardan oluşan Kırklar Meclisi, mitolojik anlamda da olsa Alevilerin dinsel ve sosyal örgütlenmelerinin tarihsel kaynağı kabul edilebilir. Bu anlamda da bu söylencede geçen sembolik özellikler Alevilik açısından ayırtedici öneme sahiptir. Kırklar Meclisi'nin kadın ve erkekten oluşumu kadın ve erkek eşitliğinin önemini vurguluyor. Kırklar Meclisi ile Hz. Muhammet arasındaki diyalogdaki vurgulardan; "birimiz kırk, kırkımız bir" olgusu eşitliği, insan olmayı, türab olmayı vurguluyor. Gerçeğin gökte değil, yerde olduğu meclisin sembolik önemi ile vurgulanıyor. Herkesin eşit ve ulu olması; vahdette kesret, kesrette vahdet (varlıkta birlik, birlikte varlık) ilişkisini ifade ediyor. Kaynakta; Alevi inancında Tanrı'nın, Peygamber'in ve insanın yeri belirtilmektedir. Aslan ve yüzük sembolü ise; insanın Tanrı'nın bir ifadesi; O'nun bir yansıması, parçası olduğu, Adem'in Hakk'ın halifesi olduğu anlayışını vurgulaması açısından önemlidir. Bu örnekte Alevi-Bektaşi ibadeti olan Cem'in ve Semah'ın da kökleri belirtilmiş oluyor. Bu söylence; Anadolu'da yaklaşık bin yıldır her tür olumsuzlanmaya karşılık Alevilerin Cem ve cemaatlerinde, sosyal hayatlarında kadını bir bütünün ayrılmaz parçası gören, lokmasını yoksullarla kırka bölerek paylaşmasını bilen, insana en yüksek değeri veren Aleviliğin sağlam mayasını da ele veriyor.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: | Tarih: 2009-08-23 16:15:34
    Konu: selam
    cokkkkkkkk derin mevzu bunlar.
    derın oldugu kadarda degerlı ve saf

    Bağlantı »

  2. Yazan: Baran | Tarih: 2006-10-17 14:18:54
    Konu: Bulduk Tanrım, Canda Seni
    Biz hakk’ı insan biliriz
    İnsanımız hakk’tır bizim
    Dost yolunda can veririz
    Bu can’ımız pak’tır bizim

    Cümle alem hakk’ı sorsun
    Hakk deyipte kelle vursun
    Türlü yalan eyle dursun
    Cümlemize ters’tir bizim

    Din bildigin, Tanrı bilme
    Her bildigin dogru sanma
    Şekle kanıp, özü vurma
    Tanrı özde tanır bizim

    Bizde cennet evi yoktur
    Kapanıpta girmek olmaz
    Dostun için can verende
    Cennetimiz dosttur bizim

    Aşık Baran hak eyledi
    Sorarlarsa pir söyledi
    Tanrı geldi o söyledi
    Varlıgımız Tanrı bizim

    Bağlantı »

  3. Yazan: Özgür | Tarih: 2006-10-11 13:31:23
    Konu: Dostun cemalini gördüm eyvallah...
    Hep merak etmişimdir Kırklar Meclisi nedir, Turab nedir diye...Hatta bir gün sevgili dostun netten Aleviliğin kaynağını araştırayım dedim. Bundan 1 ya da 2 sene önce özellikle sen ve Baran'da gördüğüm bu inanç ve Allah meselesini hafife alışınızı sorguladım.Ve sizler için bir e-mail yazdım ama bunu göndermedim.Diyanetin sitesinde Alevilikle ilgili olarak şunları öğrendim: Abdullah İbn-i Sebe diye bir haham varmış.Bu halifelikle ilgili itilafların olduğu bir zamanda bu adam imam kılığına girmiş, İşte "Hz.Ali'yi gökyüzünde gördüm, kartal gibi semaları fethediyordu...Halifelik onun hakkıdır..." gibilerinden bir yönlendirme vardı sitede.O zaman mantıklı gelen bu fikirin işi çok basit şekilde ele aldığını düşünüyorum ve biz her kötülüğü başkalarına yüklüyoruz.Hani şimdilerde varya Yahudiler,Sabetayistler...Kendi içimizdeki işbirlikçileri ve şerefsizleri aklayıp, başkalarını suçluyoruz...İslam tarihini incelediğimizde ayrılık nedeninin daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum. Ama benim için önemli olan, bırak insanların Aleviliği öğrenmesini, telaffuz etmekten korkmaları. Yani kafalar ve yürekler öyle uyuşturulmuş ki...Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli.... ve nice Allah aşkıyla yanan yüce insan bizlere yabancı geliyor.Yobazların dayattığı din, Allah ve islam ile bu insanların öğretileri ne kadar farklı değil mi dostum? İnsan sadece bu değerlere sahip olduğu için bile kendini şanslı hissetmeli.Seni de bu girişimin için canı gönülden kutlarım. Sende ki bu değişimin nedenini gerçekten çok merak ettim.Ve sana imrendim.Hazır alıp düşünmeden kullanmak yerine, sen farkedip, araştırıp, muhakeme edip bir sonuca vardın...Ama sevgili dostum inanmak için o kadar çok neden var ki.Aslında inanmamak için de var ,bir çok neden.Mesele şu; sen hangi yönden bakıyorsun.Allah bu dünyayı bizler için yarattı ve düşünmemiz için bize akıl, aklımızı kullanmamız için muhakeme yeteneği verdi.Ama gel gör ki kendi şahsi ve maddi menfaatlerini Allah kelamına dahil eden bu aymazlar yüzünden korktu insanlar.Konuşulacak, keşfedilecek ve tartışılacak, sevilecek o kadar çok şey var ki. İnsandan başlayalım bence.Biz insanlar...Sağlıcakla :)

    Bağlantı »

Yorum yaz!

« ÖncekiSonraki »
e-posta